Türbanlı Cemile

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00353 515 73 20

Internet üzerinden erotik hikayeler okumak, yillar boyunca vazgeçilmez bir hobim oldu. Tahrik edici olmasinin yaninda insanlarin gerçek hayatta asla gösteremeyecekleri, gerek yaşanmişliklarini, gerek fantezilerini gerek de düşünce şekillerini öğrenmek için eğlenceli bir uğraş. Lâkin son zamanlarda gözüme batan bir durum var ki, “türbanli” fantezileri hakkinda. Insanlar tesettürlü hanimlari akillarinda adeta bir orospu gibi kurgulamaktan çok hoşlaniyorlar. Evet, buna da saygi duyuyorum elbette, sonuç olarak taraflar reşit olduktan sonra kimsenin uçkuruna karişmak kimsenin sorumluluğu ve hatta hakki değil. Ama bazen ne yazdiğimiza bakip yaşadiğimiz ortamdan ne kadar kopmuşuz diye niye sormuyoruz merak etmiyor değilim. Bu zihniyete nispet olmasi niyetiyle, bu hikayelerin çoğuna benzer şekilde kapali ve evli bir hanimla yaşadiğim, kisa ve naif ama bir o kadar da ateşli olan birlikteliğimizden bahsetmek isterim. Dolayisiyla hikayedeki özel isimlerin hiçbiri gerçek değildir, ve elbette ki kasitli olarak değiştirilen ve şiirselleştirilen kisimlar bulunmaktadir.

O dönemde Iç Anadolu’da taşra diyebileceğiniz bir yerde yaşiyordum. Özel bir şirkette hesap kitap işlerinden anlayan biri olarak her işe koşuyordum, sonuçta kira, fatura ve yiyecek giderlerimin üstüne az biraz daha para kaliyordu. Istanbul’daki miras evden de kira geliyordu. Niyetim burada biraz para biriktirip Istanbul’da okulunu okuduğum bir iş aramakti. Ki bir kaç yilin sonunda elimde yeterince para olmuştu. Otobüs biletinin tarihinden bir hafta kadar önceden işimden ayrildim, tanidiklarimla vedalaştim. Yoğun iş hayatimdan sonra ve daha yoğun olacak iş arama sürecinden önce birazcik dinlenmek istiyordum. Bu arada bu şehirde pek kadin yüzü de görmemiştim, ne sevgili edinebiliyordum ne de eskort çağirabiliyordum çünkü bunlar duyulsa evden atilirdim. Genelevin adresini de bilirdim ama rutinim değildi. O yüzden sik sik 31 çekerdim ve her dâim azgin olurdum, hatta erotik hikaye okuma alişkanliğim bu arada başlamişti.

O haftanin Sali günü kapim çalindi, gelen yukarimda oturan Cemile Hanimdi. Kendisi sanarsam yaklaşik bir 6-7 yildir evliydi ama çocuğu yoktu. Ben ilk geldiğimde tatli bir kizlari vardi, ama daha sonra talihsiz bir şekilde vefat etmişti. Peçesinden ela gözlerinin işiltisi siziyordu. Malum iki kelimeyle selamlaştik, vedalaşmak niyetiyle geldiğini ve aşure yaptiğini söyledi, içeri girme ricasinda bulundu. Şaşirmiştim ama reddedemedim, tabii geçin dedim. Terliklerini içeri aldi, o arada çarşafinin altindan görünen çiplak ayaklarinin beyazliği dikkatimi çekmişti.

Çay koydum, tatliyi yedik. Güzeldi, yoğun şeker o anki heyecanimi ve azginliğimi tavana vurdurmuştu. Bu benden bir kaç yaş küçük(Ki ben 20’li yaşlarin üst sinirina yaklaşmaktaydim) ve niyeti belli olmayan müteyeddin kadinin mahreminde olmak, sarhoş edici bir histi. Utangaç bir şekilde yere, sağa sola bakiniyordu. Boş boş konuşmaya çaliştik. Sonunda söze geldi, “Ceren’i hatirliyor musunuz?” Kizlariydi Ceren. “Şöyle böyle, başiniz sağolsun tekrardan. Neyi vardi?” diye sordum. “Kalp. Daha önce de bir oğlumuz ayni sebepten vefat etmişti. Arada da bir kere düşük yaptim.” Şaşirmiştim. Bu anilari hatirlattiğim için özür dilerim. “Gereği yok. Biz Arif’le amcaçocuklariydik. Keşke evlenmeseydik diyorum arada, ama en baştan beridir böyle olmak zorundaydi, onu da biliyorum…” Anlaşilmişti olay. Akraba evliliği. “Ve şimdi bir çocuk daha yapmak istiyor, ama belli ki o çocuk da hasta doğacak. Ben istemiyorum. Ama anca bu kadar dayanabildim. Artik tehdit ediyor beni.” Boşayip, Cemile’nin kardeşiyle evlenecekmiş eğer ilişkiye girmesine izin vermezse ya da hamile kalamazsa. Onlarda adet buymuş. Ve onlarda dullarin hiçbir hakki olmazmiş. Ailesi dahil hiçbir güvencesi yoktu kadincağizin anlayacağiniz.

“Çok büyük bir aci gerçekten… Ama bunun benle ne ilgisi var?” dedim. “Bakin ağabey… Bu mutsuzluğa dayanamiyorum artik. Siz hem kocama çok benziyorsunuz, hem bekârsiniz, hem de erkekliğiniz yerinde gibi. En önemlisi de artik buralara bir daha uğramayacaksiniz. Kurban olayim bu Perşembe akşamina kadar beni hamile birakin, tek kurtuluşum bu… Hem beni, hem gelecekteki çocuğumu, hem bacimi kurtarirsiniz.” Çok tuhaf bir teklifti bu, şaka gibiydi sanki ama kadinin çekingenliği ve ciddiyeti her bir hareketinden anlaşiliyordu. Şaşkina dönmüştüm. Suskunca teklifini tarttim, bir yanda bu işin ne kadar ahlâksizca olduğu, kocasinin olanlari anlama riski, öz çocuğumu bu tiplere emanet etme zorunluluğu vardi. Diğer yanda ise kadinin aci hâli, ailenin geleceği ve bu çölde parayla satin alinmamiş bir kadina sahip olma şansi vardi. “Emin misiniz?” diye sordum. Cevabi kesindi: “Eminim. Bunu çok uzun süredir düşündüm. Günlerdir uyuyamadim. Sizin burdan gideceğinizi duymam bardaği taşiran son damla oldu, böyle bir şansi kaçirirsam sonraki çocuğum veya bacim bunu öbür tarafta sorar diye korkuyorum…” Başimi salladim, “Peki, ne olacaksa olsun.” dedim, düşünmedim dahi zira düşünsem delirirdim bu çikmazda.

Nasil yapalim, dedik ve anlaştik. Yatak odama gidecekti, orda soyunacakti, escort eryaman yatağa uzanip beni bekliyecekti. Ben dişarida 31 çekecektim, tam boşalacağim sirada odama gidip içine boşalacaktim. Bunu daha sonra ben bir daha boşalamayacak kadar yoruluncaya kadar tekrarlayacaktik.

Üstümü çikarmadan, elim sikimde kapida bekliyordum. Boşalmaya yaklaşmiştim. Kapiya vurdum, “Gir!” sesini duydum. Girdim, yatağin üstünde Cemile yatiyordu. Vücudunu kalinca koyu renkli bir battaniye örtüyordu. Çarşafini çikarmiş, köşeye koymuştu ama onun yerine başina parlak renkli, dokumali bir tülbent takmişti. Daha rahat ortamlarda giyinmek için yapilmiş, belliydi. Tülbentinin arkasinda bir topuz farkediliyordu. Ilk kez gördüğüm yüzünün şekli çok hoştu. Derisi pürüzsüzdü, bakimliydi. Bana korkak gözlerle bakiyordu.

Altimi çikardim, yatağin ters tarafina geçtim, bu sefer gözlerini benden kaçirmaya başladi. Aletimi görmek istemediği belliydi, ki benim de özellikle göstermek gibi bir niyetim yoktu. Battaniyeyi yavaş yavaş kaldirmaya başladim. Yilda belki de en fazla 4-5 gün güneş gören ayaklari, bilekleri ve bacaklari mermer gibiydi. Battaniyeyi kaldirmaya devam ediyordum. “Bu kadar gördüğün yeter… Başla şu işe artik.” dedi. Yutkundum. Tam bacaklarinin üst kisminda kaliyordu battaniyenin alt siniri. Ellerimle iki tarafa doğru açtim bacaklarini. Bu hareketim battaniyeyi biraz daha ittirmişti, öyle ki artik yatağin sert yüzeyinden taşan kalçalarini ve tamamen traşli kasiklarini, ve arada kalan kadinliğini görebiliyordum. En ufak bir tüy bile yoktu hiçbir yerinde. Boşalmak üzere olan sikimi üzerine getirdim, yukari aşaği sürttürmeye başladim. Hiç islanmamişti Cemile, ve ayni zamanda gereksiz yere titriyordu. Giremiyordum, vajinismus gibi bir şey olmuştu. “Rahatla lütfen, yoksa bu işi iyice zorlaştiracaksin.” dedim. Ağlamakliydi sesi. “Sen tecrübeli değil misin, bunun özel yöntemleri varmiş! Yaparsin!” dedi.

“Peki ama sonra namusumu iki paralik ettin diye zirlamak yok,” dedim, parmaklamaya başladim. “Yok!” dedi. Dikkatlice, nazikçe, ve erkekçe okşuyordum. Önce kasilmalar azaldi, sonra açilmaya başladi dudaklari. Sonra da islaklik hissedildi. Ileriye baktiğimda gözleri kapali halde başini gelişigüzel yönlerde salladiğini gördüm. Daha derin nefes alabilmek için dudaklarini ayirmişti. Zevk aliyordu, Şeytan o an aklima girdi ki orgazm edene kadar Cemile’yi parmaklamam durmadi.

Kipkirmizi olmuştu, kendini kaybetmişti. “Tekrar dene! Olmuştur artik. Kocamla bile bu kadar gevşemiş hissetmiyordum!” dedi. Hakliydi, olmuştu. Rahatça girmiştim, kadinliği da sikica etrafimi sarmalamişti. Ileri geri yapmaya başladim. “Ohh… Çok güzelsin Cemile. Kocan hiç içini dolduramamiş, bunca yillik karinin bu kadar dar olmasi hayra alamet değil!” dedim. “Sus, beni daha kötü hissettirme! Girebileceğin kadar derine gir, boşa gitmesin!” diyordu, sesi yükselmişti. Boşalmam uzun sürmedi, saniyeler sonra içine akitmiştim.

Içinden çiktim, sirtimi dönerek oturdum. Kimsenin ağzini biçak açmiyordu. “Bir kez daha… Lütfen.” dedi Cemile. “Merak etme, biliyorum.” dedim. Kendimi sertleştirmeye çalişiyordum. Kisa sürede tekrar sertleşmiştim, bu uzun yokluktan sonra beklenendi bu. Tekrar ayni pozisyonda bir kere daha içine arttirdim, bu sefer iyice gevşediği ve bana aliştiği için Cemile de orgazm olmuştu. Böyle bir kadinin, sahte orgazm taklidi yapmayi öğrenmemiş olduğunu düşünüyordum. Ki öğrenmiş olsa dahi, şuan bu hünerini kullanabileceği en son andi.

Sonraki seferde kaldiramadim sikimi. “Biraz daha fazlasini gösteremez misin?” diye sordum. “Yarari olacaksa…” dedi. Battaniyeyi göbeğine kadar kaldirdim. Iki çocuk doğurmuş birinin göbeği için iyi gözüküyordu, nefis beyaz renk orgazmin ve battaniye altinin sicakliğiyla tatli bir pembeye dönmüştü. Sikimde bir hareketlenme başladi ama burda duramazdim. Biracik daha çektim. Memeleri gözüme girmişti sonunda. Iki ayri yöne ayrilmiş memeleri, gerçekten dolgundular ve pembe uçlari da geniş bir alana yayilmişti, hamileliğin sonuçlariydi sanirim bu. “Dokunabilir miyim, ha oldu olacak. Burdan sonra durursam bugün daha bir şey çikmaz.” dedim, hüzünlü bir hareketle onayladi. Battaniyeyi bacaklarmizi örtecek şekilde geriye çektim, artik yalnizca belinin üstünü açik kalmişti. Memelerini avuçlamaya başladim, bir avucuma siğmiyorlardi. Kisa süre sonra uçlarini parmakliyordum, ve kuvvetli hareketlerle yoğuruyordum. Sikim böylece sert hale gelmişti, ki baş kismi sert battaniyeye değdiğinde epey irkildim.

Bir kez daha derinliklerine boşaldim, artik sinirlarimi zorluyordum. Sikim ve taşşaklarim, zonkluyorlardi. “Bir kez daha yapamaz misin?” diye sordu Cemile. Sesi nispeten cilvelileşmişti. “Belki bir yolu vardir.” dedim. Domalmasini rica ettim önce, sonra o pozisyona gelmesine yardimci oldum. Geniş, tombul kalçasi ve incecik, narin sirti, kürek kemikleri önümdeydi. Her tarafina dokunmaya başladim, kalçasini ayirdim, sikiştirdim, hatta bi ara makatinin ucuna dokundum dahi. Çok rahatsiz olmuştu, ama biçâreydi. Bu sefer tam sertleşmeden içine girdim, ama zevk içinde taş keçiören escort gibi olmama yetmişti. Tüm gücümle, hizimla sikiyordum. Şap şup sesler duyuluyordu ve sik sik irkiliyordu Cemile’m. Bu şekilde de boşalmam çok zaman almadi.

4. seferden sonra, artik vücudumda hiçbir derman kalmamişti. Belki çok zorlarsam biraz daha çikarabilirdim ama elimizde yarin da vardi, bu yarindan çalmak olurdu. Aynisini Cemile de söyledi, “Erkekliğin dinlensin biraz. Yarin ve öbürgün ayni saatlerde burada olacağim… Içimde sicakliğini hâla hissediyorum, bu iş olacak, bilirim böyle şeyleri…” Neden toplam üç günümüz olduğunu sordum, dediğine göre gittikleri bir hocaefendi perşembe gecesi olan çocuklarin sağlikli olacağini söylemiş. Sonraki günlerde de kocasi evdeymiş. Banyoyu kullanmak istedi, eğer yukarda abdest alirsa sulardan anlaşilabilirmiş ne yaptiği. Havluyu, saç kurutma makinesini çikardim ve salona gitmeden önce elektrikli kombiyi açtim. Kisa süre sonra apartman boşluğuna çikan kapinin sesi duyuldu. O günün akşamina kadar boş boş dolandim.

Öbür gün öğleden sonra, Cemile gelsin diye saniyeleri sayiyordum. Zili duyduğumda çok heyecanliydim, dünkü sakin ve olgun adamin yerinde resmen liseli bir çocuk vardi. Sanirim ciddi bir şeyler hissetmeye çalişiyordum Cemile’ye karşi.

Kapiyi açmiştim. Bu sefer çarşaf yerine uzunca, simsiyah bir elbise giymişti. Onu daha önce sirf çarşafla gördüğüm için şaşirtmişti bu hali ama bu elbisenin de çok eksiği yoktu. Ayni zamanda yüzünde makyaj da vardi bu sefer. “Ayni şekilde mi?” diye sordum. Başini salladi. “Ama ondan önce şunu ye.” dedi. Baklava açmişti bu sefer. Enerji versin diyeydi sanirim. Odama geçip hazirlanmasina izin verdim, o arada da tatliyi yedim. Nefisti ama ağirdi, yemişi boldu. Işim bitince kapiyi tiklattim, gel dedi. Girdim. Ayni şekilde hazirlanmişti, bir tek tülbenti farkliydi.

Ilk seferinde yine ayni şekilde zorlanmiştik taş gibi sert olmama rağmen. Yine kasiliyordu ve kuruydu. Bu sefer dilimle tatmin etmeye niyetledim onu. “N’apiyorsun, gerek yok böyle şeylere… Sok direkt, artik canim yanmaz…” diyordu. “Sorun caninin yanmasi değil, hem ne yapilacağini bilen benim. Yaslan ve gözlerini kapa.” dedim. Parmak ve dil hareketlerimi kariştirarak ona mümkün mertebede en kisa sürede en büyük zevkleri yaşattirmaya çalişiyordum. Kisa sürede orgazm oldu. Ben de beklettiğim erkekliğimi içine soktum, dünküne göre daha sert ve arzulu bir şekilde harekete başladim. Bu tavrimin o da farkindaydi, nispeten daha çok inliyordu ve şehvetli hareketlerde bulunuyordu. En önemlisi de, gözünü her daim kapali tutmuyordu artik. Bazen vücuduma, bazen gözlerime kisa bakişlarda bulunuyordu.

Bu halde, çikarmadan 2 kere boşalabilmiştim. O bile şaşirmişti. Ama çok yorulmuştum. Yatağa yiğildim. “Iyi misin?” diye sordu. Iyi olduğumu, birazdan devam edebileceğimizi söyledim. Ama dinlenmem bitemedi. Yatağin üstünde uzun oturdum, 31 çekmeye başladim, tekrar sertleşecek gibi değildim. “Bunun anca bir yolu var…” dedim. Gözlerime bakiyordu konuşurken. “Nedir?” dedi. “Hiç ağzina aldin mi?” Utandi, gözlerini ayirdi benimkilerden. “Hayir ama istersen yaparim…” dedi. Istiyordum.

Sikimi yakindan görmek ve benim onu oral seks yaparken görmemi istemiyordu. Şöyle yaptik: belden aşşağim battaniyeyle kapliydi, bacaklarim açikti ve dizlerden kirikti. Doğal olarak çadir gibi bir hacim kalmişti yatakla battaniye arasinda. Içeri karanlik olmaliydi. Cemile usulca başini soktu oraya. Sikimi eliyle ariyordu, “Işte o” dedim soğukça parmaklarini hissettiğimde. Ellerini yukari aşşaği hareket ettiriyordu, benden emiri duymadikça ağzina almaya yanaşmadi. Duyduğunda ise, bulmakta zorlandi. Ama sonunda henüz yumuşak sikimin başi ağzindaydi. “Ohh… Şimdiden bir şeyler hissetmeye başladim bile. Aman isirma” dedim. Yavaş dil ve dudak hareketleri tecrübesizceydi, yine de yaşi bu kadar büyük bir kadinin masumiyetini yikmak adina bu kadar çaba göstermesi takdire değerdi. Sertleşmem kisa sürdü. Bu işi olabildiğince uzatmaya çaliştim, ama Cemile’nin boğazindan tiksirma sesleri geldiğinde anladim ki vakit gelmişti.

Çiplak şekilde uzandi, beline battaniyeyi örttüm. “Iyi misin?” diye sordum. “Iyiyim, hem sicak hem havasiz olunca bir an dayanamadim… Hazirsin di mi?”diye sordu. Hem de öyle bir hazirdim ki. Sikimi battaniyenin altina aldim, yavaş hareketlerle, ayni pozisyonda sikmeye başladim. Iki kere üstüste boşaldiktan sonra bu kadar zorlanmam, hizli hareket etmemi önlüyordu. Vücuduma iyileşmek için biraz zaman tanimaliydim zira. Bu yavaşlik, hem beni hem de Cemile’yi uzun vadede çok daha fazla kudurtmuştu. Bi ara resmen bağirip çağirmaya başlayacak gibiydi, zor tutuyordu kendini. Bir an hizlandim, hem kendimi hem onu kurtarmiştim.

Derin derin nefes aliyordu, öyle ki yanlara sarkmiş memeleri yukari aşaği oynuyordu. “Bir defa daha çikmaz mi?” Gözlerine gözlerine bakiyordum. “Belki…” dedim. “Nasil belki..? Garip bir şey mi isteme n’olur.” dedi. Heyecanla konuşmaya başladim, “Belki başini açarsan, belki bedenini bütün endâminla görürsem, belki…” diyordum. Başka şeyler escort çankaya de diyordum, yalvariyordum adeta. “Peki tamam… Önceden söyleseydin…” dedi. Gözlerimi kapamami rica etti. Kapadim, o arada hayal ettim. Vücudunda tüy yoktu, ama kaşlari açik renkliydi ve teni beyazdi. Ama bunlar çok yaniltici da olabilirdi, görmeden bilemezdim. “Aç.” dediğinde hazirliksiz yakalanmiştim, açik kumral saçlari nefesimi kesmişti. “Çok güzel…” dedim, onun üzerine sanki bir kocanin gerdek gecesinde yapacaği gibi çöktüm.

Sikica sariliyordum, sikim de sertleşiyordu. Aşik olduğumu anladim o an. Ellerim üst bedeninde oynuyordu, kulağina fisildiyordum: “Sen yerleştir içine. Ben ellerimi üstünden alamiyorum.” Dediğimi yapti, saniyeler sonra içindeydim. Gelgit yaptiğim sürece, kulağina aşk sözleri söylüyordum. Bir an kendime geldim, başimi kaldirdim, gözlerimiz birbirine değiyor ve nefeslerimiz birbirine karişiyordu. O ise “N’olur, öpme beni…” diyordu, “Bu artik kocamla tek özelim olarak kaldi. Onu da kaybedersem ne olurum ben… Yalvaririm…” bir an sakinleştim, kabullendim lafini. Boynunda, gerdaninda, memelerinde dolandi ağzim iştahla, ki boşaldiğimda başlarimiz yanyana, siki siki sarilmaktaydik birbirimize. Biraz öylece yattiktan sonra ittirdi beni, ben de kalktim, dünkü gibi havlulari çikarip odaya geçtim. Duş alip hiçbir şey söylemeden çikti gitti.

Ertesi gün kapimin önünde belirene kadar bana kizip kizmadiğini düşünerek saçimi başimi yolmuştum. Zil sesi duyulduğunda, yüreğim ağzima firlayacakti. Kapiyi açtiğimda daha önce hiç görmediğim bir haldeydi, açik saçlari başinin iki yanindan boğazlikli elbisesinin gerdanliğina düşmüştü. Dünkü giydiği elbiseyle aynidi bu. Siyah rengi saçinin kumrali, yüzünün beyazi, gözlerinin elâsi, yanaklarinin pembeliği ve makyajinin kizilliğiyla müthiş uyumluydu. Başi açik hali çok çok daha güzeldi, çünkü ben onun örtüsüne değil, bizzat kendine vurulmuştum! Ayakkabilarini çikardi, kenara koydu. Ağzini biçak açmiyordu. Kapiyi kapattiğim an dudaklarima yumuldu.

“Dün aklimdan çikmadin. Eve gittiğimden beri seni arzuluyordum… Çok düşündüm. Çok hayâl kurdum. Artik bana tam anlamiyla sahip olmani istiyorum.” dedi. Hemen oracikta, sevişmeye başlamiştik. Yatak odasina götürdüm onu. Çantasindan turuncu bir hap çikardi, “Bunu bir dostumdan aldim, erkekliğin zirvesine ulaştirirmiş… ” Hapi yuttum. Bugün yiyecek bir şeyler getirmemesinin sebebi bu olsa gerekti.

Yatağa üstünü dahi çikarmadan yatirmiştim onu, ki o da beni soymaya çabaliyordu. Zorlaniyorduk. Ikimizin de tecrübe etmemiş olduğu derece ateşli bir olaydi bu. Tişörtümü, atletimi çikardi. Ben de altimdakileri indirdim, çirilçiplak kalmiştim. “Dur, sana bakayim biraz…” dedi. Ben yatakta diz çökmüşken, o da uzun eteğini beline kadar siyirdi, bir elini bacaklarinin arasina atti, diğer eliyle dengesini kurdu. Yüzüstü yattiği bu pozisyonda, ağzina alabileceği hale gelmişti. Yavaş hareketlerle başini yaliyordu. Hevesle, dikkatle yaliyordu. Gözlerime bakmasini rica ettim. Bakti. Utanmiyordu artik. O sinirlari aşmiştik.

Taş gibi olmuştum. Güzelim elbisesini çikardim. Siyah, dantelli bir iç çamaşiri takimi giymişti. “Bu sabah senin için aldim, beğendin mi?” diye sordu. Çok beğenmiştim, çok seksilerdi. Ama çikartmamiz gerekiyordu. Ilk kilodunu çikardim, sütyeni ona emanet ettim. Bacaklarini ellerimle ayirip, üstüne geçtim. Sirilsiklamdi. Önce bir içine girdim, o güzelim hissi aldiğim anda ağzina yumuldum. Ilk defa adam gibi seks yapan iki aşiktan çok, vücudunun her parçasini yillar boyunca tanimiş bir çift gibiydik. Birbirimizin içinde kaybolmuştuk. Erken boşalmiştim, ama yumuşamamiştim bile. Ilacin etkisi heralde, hissizleşmiştim ama serttim. Her boşaldiğimda, garip ve pişmanlik dolu bir hisle doluyordum, ama Cemile’nin gözlerini gördüğümde kayboluyordu bu his.

3. kere boşaldiğimda sanirim, yumuşar gibi oldum. Hemen ağzina aldi Cemile. Kisa sürede tekrar sertleştim, yine üstüne çullandim. En sonunda hem ben, hem de kadinim kaç kere orgazm olduğumuzu unutmuştuk. Bitkin hâlde yatağin üstüne yiğildik. Göğsüme başini yasladi. “Buraya kadarmiş…” dedi. “Kaç kocandan.” dedim, devam ettim: “Yalniz kalirim diye korkmuyor muydun? Ben varim artik. Şehire gideriz. Param da var. Gül gibi yaşariz.” Olmazmiş. Eğer, sonunda nefsimize yenik düşeceksek, bu kadar günaha bulaşmamizin ne anlami varmiş. Hakliydi. “Ama,” dedim, “Bari adresimi bil.” Ufak bir çocuğa uzunca ismini öğretir gibi, kelimeleri tekrar ettirerek ezberlettim adresimi, şu mahalle, şu sokak, bilmem kaç bölü bilmem kaç. Banyoya girdi, çikti. Kurulandi, giyindi, başini çantasindan çikardiği örtüyle bağladi. Hiçbir zaman buruşuk başörtüsü giyinmemeye çalişir bütün tesettürlü hanimlar, bu onun ilkiydi. Veda öpücüğü vermeme izin vermedi, abdestti bozulmasinmiş. Çikti gitti.

Aylar sonra Istanbul’daki adresime kargacik burgucuk harflerle yazilmiş bir mektup geldi. Ondandi. Ilk tetkiklere göre sağlikli bir erkek çocuğuna hamileymiş. Gün hesaplamasi yaptiğinda, çocuğun benden olduğu gözüküyormuş. O an için çok mutlularmiş, mutluluklarinin daîmi için dua ediyorlarmiş. Yanit yazmamama dair bir ricayla bitiyordu mektup. Istesem de yazamazdim, adreslerini unutmuştum. Ama onun benim adresimi unutmamasi, belki bir gün gelirse bulabilir diye, içimi umutla doldurmuştu.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00353 515 73 20

Yorum yapın